20 Şubat 2009

Bir Şiirle Yaşananlar...



Necip Fazıl Kısakürekle tanışmam ortaokul yıllarıma dayanır.Türkçe öğretmenimiz yanlış hatırlamıyorsam adı Ekrem Albayraktı.Türkçe dersinde bize bol bol şiir okur edebi eserlerden bahsederdi.Bir gün Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü adlı eserini kütüphanede bulup yazıp getirmemizi istedi güzel yazı dersinde yazacaktık.Ben o zamanlar (çocuk aklıyla) Müslümanların çok yalnız olduğunu (şimdide öyle ya hani daha kötüsünü düşünüyorum tabi o zaman) düşünür yazar sanatçı şarkıcı politikacı yani kim varsa ünlü hepsinin başka dinlere mensup olduğunu düşünür,yada müslüman olsalar bile bu konuda hassasiyet göstermediklerinden dolayı Müslümanların yalnız kalmasına üzülürdüm.

Kardeşim o gün kütüphaneye gidecekti ona Sakarya Türküsünü de bulup yazıp getirmesini istedim.Bi de içimden diyorum ki türkü mü şiir mi anlamadım Allah Allah diyorum.Neyse kardeşim eve geldi şiire baktım tabii hemen ve O mısra

“…
Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur
Sırtına Sakarya’nın Türk Tarihi vurulur
….”

Aman Allah’ım ilk defa okuduğum bir şiirde Rabbim kelimesini görüyordum üstelik onun her şeye gücünün yeteceğinden bahsediyordu devamını okudum.Bitirdim tekrar okudum bitirdim tekrar okudum resmen şiire aşık olmuştum o usluba kelimelere ahenge..Bambaşka bişeydi yani ilk kez bir şey okumuyordum daha önce şiir öykü hikaye herbişeyi okumuştum ufaklıktan beridir kitap kurduyumdur ben ama ilk kez böyle muhteşem bir eser okumuştum o gece ezberledim o şiiri büyük boy kareli defterden koparılmış bir defterin önlü arkalı iki sayfası da doluydu kısa bir şiir değildi ama bir nefeste okuyordum…

Sonra yıllar geçti ve lise sıralarına geldik liseye kadar Necip Fazıl’ın başka şiiri yada kitabını okumadım çünkü bulamadım e şimdiki gibi internette yok ki yazayım google’a çıksın,kütüphanede de bulamayınca uğraşmadım zaten o şiir bana yetmişti…Lisede bir gün edebiyat hocamız (severim kendisini) Arif Kurumahmut Necip Fazıl’ı tanıyan var mı dedikten sonra Sakarya Türküsünü bilen var mı dedi el kaldırdım hemen nasıl bilmem biliyordum tabi hoca peki dedi ve şiiri kendisi okumaya başladı fakat

“…
İnsan üç beş damla kan,ırmak üç beş damla su
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
…”

Bu satırları atlamış şiiri yanlış okumuştu söz istedim ve yanlış okuduğunu bu satırları atladığını söyledim…Tamam dedi bir dahaki ders hazırlan sınıfa şiiri sen okuycaksın dedi.Bende üzerinize afiyet o zamanlar baya bi utangaçım ve müthiş hızlı konuşuyorum o durumlarda.Neyse bir dahaki derste şiiri okumaya başladım ama hızlı hızlı okuyorum resmen mahvettim heyecandan hehe :) hatırlıyorum hocada sonunu benimle birlikte yüksek sesle söylemişti “Yüzüstü Çok Süründün Ayağa Kalk Sakarya !”


Sonra Birçok yerde değişik şiirlerini okudum Üstad’ın sevdim ama bıkmaktan korktum bazı şiirlerinden hoşlanmamaktan korktum saçma belki ama hep içimde aklımda kalsın birkaç kelime birkaç ima hep öyle okuyum hep öyle hatırlayım istedim..Ve şu zamana kadar Çile isimli kitabını açıp okumadım çünkü şiir ve şiir kitapları öyle hadi kitap okuyum denip de hikaye gibi okunacak türden eserler değildirler.Ne zaman hüzünlenir ne zaman sızlanırsanız kafanızda gelgitler olur içiniz acır inceden o zaman açıp okursunuz şiiri,yaranıza tuz basar bazen dahada acıtır acıtsın isterseniz,bazen de coşturur en yorgun zamanlarda şaha kaldırır duygularınızı…Şiir okumak hayatı hissetmektir…

6 Kadar öncede O ve Ben isimli kitabını okudum kendisini hayatını anlatıyordu müthişti kesinlikle tavsiye ederim

Şiirlere geri dönersek Sakarya Türküsü gibi bir diğer ünlü şiiri de Kaldırımlardır.bunu duyduğumda Nilüferin bu isimde şarkısı vardı (şiiri bestelemiş sanırım) şarkıyı dinleyince okumak istemedim şiiri…taaki 2 ay öncesine kadar.Aykut Kuşkaya idi bu sefer söyleyen ama o kadar mı güzel söylenir.Ben çok sevdim en üstede koydum zaten dinlersiniz…Sakarya Türküsü ve Kaldırımlar Şiirini de ekliyorum yazımın sonuna .

Şiirle Kalın….
SAKARYA TÜRKÜSÜ
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;Ş
u çıkan buluta bak, bu inen suya inat?
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Necip Fazıl KISAKÜREK

2 yorum:

  1. ne güzel ifade etmişsiniz duygularınızı.bende çok severim hemşerim nezip fazılı.sakarya okudukca okunası bir şiir.böyle değerleri hiç unutmamak gerekir.

    YanıtlaSil
  2. böyle insanlar çok nadir yetişir ne mutlu ki bizde böyle şairlere,edebi insanlara sahibiz ama en önemlisi bu değerleri koruyarak yayabilmek ve ders almak.

    yorum için ve bu uzun yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil

Yorumunuz Kaydedildi Gözden Geçirildikten Sonra Yayınlanacak Teşekkürler :)