1 Mayıs 2009

Zengin Olmak İster Misiniz ?


Eğer şu anda bu cümleyi okuyorsanız sizi çoktan başlıkla kandırdım demektir. :)
Başlığı bilerek yanlış attım aslında demem gereken Zengin Olduğunuzun Farkına Varmak İster Misiniz ? Olmalıydı.
Bilmiyorum size de öyle geliyor mu ama ben bazen çok çok zengin ve özel birisi olduğumu(zu) düşünüyorum.Bunu kendimden kötü durumdakilere bakarak yapmıyorum tabii ki çünkü bu kendini motive etmek değil birazcık ukalalık kibir gibi geliyor bana…Genede kendimizden kötü durumdakilere bakarak şükredebilir nasıl yardım edebiliriz i düşünebiliriz ama benim anlatmak istediğim o değil. :)

Ben evlenmeden önce hiç mantar yemeği pişirmedim çok yedim ama pişirmedim.Evlendikten sonra ilk mantar pişirişimde doğrıycam ya mantarları doğrayamıyorum hayır becerememekten değil.Kıyamıyorum o kadar ince güzel ve muhteşem bir eser gibi karşımda duruyorlar ki incelemekten yemek yapayı unutuyorum.Ve bu inceleme şöyle devam ediyor Elimde bir mantar içeriye doğru yürüyorum hayatım şuna bak muhteşem bu mantarlardan milyonlarca olduğuna eminim ve el değmeden kendisi yetişiyor şu güzelliğe muhteşemliğe şu sanata bak diyorum ve başlıyoruz eşimle bu konuyu konuşmaya tabii noluyor Ayşe yemek yapmayı unutuyor ve eşinin ama acıktım artık demesiyle tekrar mutfağa gidiyor.Tabii ki bu sadece mantarda olan bir olay değil mantar sadece bir tanesi bir çeşidi çiçekler meyveler tek tip topraktan yetişen farklı tatlara farklı renklere farklı boyutlara sahip bir sürü meyve.Ağaçlar tohumlar fidanlar hayvanlar.Hepsi mucize ve heps bizim için bize özel.Bizim zenginliğimiz hepsi.Bu harikalara sahip olmak.

Biz dünyaya gelmeden önce anlatılsaydı şöyle çiçekler var böyle deniz var ama kocaman bi çukur içi su dolu hayvanlar var yumurtluyor biliyor musun süt mü o da inekten denilseydi biz burayı bir harikalar diyarı olarak bilecektik ve mucizelerle dolu diyecektik tasavvur ederken bile zorlanacaktık naısl bir yerdir diyerek ama her şeyin içinde büyüdüğümüz halde doğadan günbegün uzaklaştığımız için sanırım bu güzelliklere gözlerimiz kapalı halde yaşıyoruz.Ve hiç durmaksızın kirletiyoruz etrafı tüketiyoruz.Beton yapıların her gün dahada çoğaldığı şu dünyada evindeki çiçeğe bakarak doğa özlemini gidermeye çalışanlar olduğu gibi tahammül edemeyenelerde var “Aman hiç uğraşamam valla” . “Ay evin içinde de hiç sevmem ”falan ne kadar acı bişey.

Kışın ,sonbaharda ilkbaharda,yazın her şey hepsinde farklı.Ama bahar aylarında bu etrafın farkına varma daha da çok artıyor sanırım.Nebatatın ve hayvanatın uyanış vakti.Bence bu vakitleri iyi geçirmeli dolaşmalı tefekkür etmeli.Ne kadar zengin ve değerli olduğumuzun farkına varmalı.

1 yorum:

  1. :) Çok güzel bir konu cok güzel kelimeler canım benim oglum dünyaya geldiginden beri heryerini incelerim birkeresinde onu yine süzerken aa ayaklarda kokuyo ! nasıl eksiksiz yaratılmışsın yavrum dedim oda minik bir adam gibi bizim evimizde.
    Oyyy cok duygulanıyorum işte byle evrende eksiksiz yaratılmış şükürler olsun ki en fakirimiz bile bircok acıdan zengin ama görebiliyorsa.
    Buarada yorumlarınla verdigin güzel bilgilere teşekkür ederim canım bizim bonsai de geldiginde cil yavrusu gibi dökülmüştü ama budamak iyi geliyor aklında bulunsun canım cok öptüm seni...
    Unutmadan cafe fernendonun tart bilgilerini okudum ama yazının bitimin de arkadama bile bakmadan kactım yapamam canım ben okadar ayrıntı beni kasar :)
    Öptüm canım seniii kendine iyi bak

    YanıtlaSil

Yorumunuz Kaydedildi Gözden Geçirildikten Sonra Yayınlanacak Teşekkürler :)