14 Eylül 2011

Denemeler Üç - Gri

Sıcak,yoğun kalabalık...uzaktan görünüşü bile yorucu olan bu semte ilk gelişim değil fakat bu sefer bilmediğim gitmediğim bir yeri arıyorum..

İnsan kalabalığının arasına cesaretsizce daldığımda istanbulluların aşina olduğu ,hiç incelemediği devamlı önünden gelip geçtiği sadece ve çoğunlukla turistlerin ilgilendiği tezgahları sanki ezberlemişçesine bakmadan,merak dahi etmeden hızla yürüyorum...Mercana vardğımda düz yolun sonunda bulduğum, aradığım yer içeri giriyorum ve bir merdiven çıkıyorum bir kapı çıkıyor bir merdiven daha çıkıyorum ve bir kapı daha.Karşı ofistekilere her zaman lazım olduğunda tizleşen ve kısılan sesimle "Merhaba iş görüşmesi için geldim diyorum.".Cv doldurmamı söyleyen sekretere bende var deyip hazır cv yi teslim edip mülakata alındım...mülakatın yapıldğı müdürün odası, tüm zinetlerini boğazına takmış bir kadın gibi karşımda duran boğazı gösteren uzun camlara sahip....Manzara çok güzel diyorum -daha önce kişisel gelişim uzmanlarının anlattıgı gibi böylece cevreye karşı kayıtsız olmadıgımı ve etrafın dıkkatımı çektiği izlenmini veriyordum-...Bir kaç şey konuştuktan sonra ayrılıyorum başvuru yaptığım her iş yerinden olduğu gibi.Uzun-kısa bir zaman sonra çalan telefonum sonrası işe alındıgımı öğreniyorum.

Her sabah işe gidişim erken saatlerde oluyor ve sokağımız her zamanki gürültülü havasının özlemini çekerken usulca yürüyorum durağa tam 12 dakika....otobüste genelde uyuyorum tabii yer bulursam..Gidiş1 saat gelişim 1 saat sürüyor ve ben iş yerinde değil yolda yoruluyorum...Empati yoksunu ve geçip gidecek makamların sahıbı oldugunu sananların kendını sahıpsız sanması ve tüm bunlara taammülsüzlüklerim pilimi bitiren bir enerji sömürgesi gibi günlerimi kaplıyor bunlar hayat denen şey diyorum kendime hepsinin yaşanması gerekiyor...her günü bir doping edip kendime katıyorum ve güçlü olmaya çalışıyorum....

Günler geçiyor herkes aynı insanları anlayamıyorum sessiz hep aynı hep aynı bu yasamdan hıc sıkılmıyorlarmı hiçbirşeyle ilgilenmeyip hergün bişey katmayarak nasıl durabiliyorlar...böyle daha anlamsız oluyor yaşamak..ofisin ortasında duran ağaçvari çiçek bile her rüzgarda kendısını eglendırecek kadar neşeli ve etrfımdakılerın o çiçek kadar canlı olmaması yavas yavas griye boyuyor iş saatllerımı...demek diyorum böyle geçecek burada vakit....su içiyorum buradaki en canlı ve sana uyum sağlayan şey su onu kendime katıyorum....onlardan olmamalıyım.....

Ayşe

1 yorum:

  1. merhabalar:)
    sayfanız öyle güzel,öyle cici ki..
    bayıldım paylaşımlarınıza...
    seve seve izleyiciniz oldum hemen..
    bende sizi bekliyorum sayfama..
    kucak dolusu sevgilerimle..
    :)

    YanıtlaSil

Yorumunuz Kaydedildi Gözden Geçirildikten Sonra Yayınlanacak Teşekkürler :)